-
Mertcan KARACAN
Tarih: 19-01-2026 14:07:00
Güncelleme: 19-01-2026 14:07:00
Üçtür Anadolu'daki edebiyat programlarına katılıyorum. Bunların ilki Trabzon Ortahisar'da, ikincisi Kastamonu Çatalzeytin'de, üçüncüsü ise merkezindeydi Kastamonu'nun.
2025'in sonu ile 2026'nın başını, edebi ve kültürel açılardan buralarda bağladım yani.
Tomris Uyar anısına Ortahisar Belediyesi tarafından düzenlenen Ortahisar Yazar Buluşmaları'na benden başka tam 67 şair ve yazar katılmıştı. Dört günlük, dev bir programdı hakçası.
Çatalzeytin'de Çatalzeytin Belediyesi katkılarıyla düzenlenen etkinlikte ise sevgili ağabeyim Serkan Türk'le söyleşmiş, memleketimin insanlarıyla buluşmuştuk.
Ve son olarak Kastamonu'da, Atatürkçü Düşünce Derneği Kastamonu Şubesi'nin Cumhuriyet Kültür Buluşmaları'nda, sevgili hocam Mehmet Saydur ile "Rıfat Ilgaz'lı Yıllar ve Köy Enstitüleri" başlığını irdelemiş; tarihi edebiyata, edebiyatı tarihe ilikleye ilikleye günümüze gelmiştik.
Hepsinin ortak payı olan bendeniz de böylece taşranın kültürel nabzını biraz olsun tutma şansına erişmiştim.
Hemen belirtmeliyim ki buralarda fark ettiğim ilk şey, istisnasız hepsinde, "talebin aslında arzla şekillendiği" oldu. Yani bir karşılığı olmaz sanılarak hiçbir şey sunulmayan yerlerde, sunulduğu vakit o şeyin aslında fazlasıyla rağbet gördüğünü ve dahi göreceğini gördüm.
Uzun lafın kısası, taşranın böylesi etkinliklere merkez sayılan yerlere göre çok daha iştahlı olduğunu...
Tabii koskoca ülkede üç şehirlik gözlemin istatistikte hükmü bile yoktur ama şurası da bir yanıyla kesindir ki ülkeler arası sınırların bile yavaştan kalkmaya başladığı global bir dünyada bizim taşra ile merkez arasındaki surlarımızı artık iyice bir yıkmamız şart!
Kültürün, sanatın ve edebiyatın İstanbul içlerinden doğuya, İzmir kıyılarından yukarıya, Ankara dolaylarından etrafa yayılması kesinlikle ama kesinlikle şart!
Yoksa Anadolu'ya "topraktan gelip kitapsız bilenler"in bilgeliği de yeter biliyorum ama şu heterojen görüntüyü biraz daha homojen hâle getirebilirsek tadımızdan yenmeyeceği de ayrı bir kesinlik arz ediyor.
Zor bir şey mi bu? Asla değil, hiç değil!
Savaştan çıkmış bir milletin sadece 10 yılda demir ağlarla ördüğü bir memleketi, böylesi bir dönemde aydınlığa bürümek işten bile sayılmasa gerek.
Hem...
"Uzanın da şu kağnılarla, şu kömüşlerle, şu öküzlerle, şu mandalarla cepheye koşalım," demiyorum bakın!
"Uzanın da," diyorum, "şu Anadolu iştahına hep birlikte bir el atalım!"