beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Nereden Başlamalı?

Bir şeylerin kötüye gittiği ve bunun açıkça sezilmeye başladığı her yerde hep aynı soru sorulur:

 

"Nereden başlamalı?"

 

Öyle sanıyorum ki bu soru, bugün bu coğrafyada en çok dillendirilen soruların başında geliyor.

 

Özellikle de duyarlı insanlar çevresinde...

 

İtirafım olsun, ben de az kafa patlatmıyorum nicedir bu soru üzerinde. Diyorum "Nereden başlamalı, ne yapmalı, nasıl düzeltmeli bir şeyleri?"

 

Elim boş çıkmış değilim gerçi bu düşünsel mesailerimden. Fark ettiğim öyle bir ayrıntı var ki pek çok şeyi tek başına rayına oturtabileceğini düşünüyorum onun:

 

Çifte standartlar reddinin!

 

Yani, kısacası, TDK sözlüğünde "Kişiye veya duruma göre farklı davranışlarda bulunma, tutarlı olmama" anlamına gelen "çifte standart" türünden davranışlara artık bir son vererek başlayabiliriz bir şeyleri düzeltmeye.

 

Böylece tebriği olsun, kınamayı olsun, adaleti olsun, cezayı olsun, alkışı, yuhayı, ıslığı, tepkiyi, isyanı olsun kişilere göre değil olaylara göre şekillendirmekle bir şeyleri pekâlâ düzeltebileceğimizi düşünüyorum.

 

Yoksa, gün içlerinde her daim görüyorsunuzdur, bu çifte standart türünden davranışlar kantarın topuzunu iyice kaçırdı artık.

 

Bir suçu nüfuzlu biri işlediğinde, "Vardır onun bildiği"; nüfuzsuz biri işlediğinde, "Vurun kahpeye"...

 

Bir güzeli usta biri oldurduğunda, alkışlar, kıyametler; çırak biri oldurduğunda, yüz çevirmeler, göz devirmeler...

 

Bir yardımı zengin biri ettiğinde, "Onun zaten gönlü geniş"; yoksul biri ettiğinde, "Sağ olsun, yapmış bi' şey"...

 

Bir demeci ünlü biri verdiğinde, "Vay ulan"lar, "Vay canına"lar; ünsüz biri verdiğinde "Boş laf"lar, "Zırva"lar...

 

Şey gibi işte...

 

Bir öğretmenin saçını süpürge ettiği bir sınıfta hiçbir ağırlığı kalmaz da o sınıfa kırk yılda bir gelen müfettiş o öğretmenin hiçbir zaman olmadığı kadar günün kralı olur ya hani...

 

Onun gibi!

 

Uzun lafın kısası, "Sezar'ın hakkı Sezar'a" demeyi, diyebilmeyi, o hakkı ya da o cezayı (artık her neyse!) kişilere göre değil olaylara göre ama hakkıyla verebilmeyi öğrenerek başlayabiliriz bir şeyleri düzeltmeye.

 

Külden önce ateşi dövmeyi, baldan önce arıyı övmeyi öğrenerek...

 

Mertcan Karacan

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum