-
Berna ANAÇ
Tarih: 29-12-2025 14:03:00
Güncelleme: 29-12-2025 14:03:00
Türkiye’de pek çok aile için sünnet, yalnızca tıbbi bir işlem değil; aynı zamanda kültürel, duygusal ve toplumsal bir eşiktir. Erkek çocukların hayatında “ilk kez büyüdüğünü hissettiği an” olarak anlatılan bu deneyim, çoğu zaman davetiyeler, hediyeler, törenler ve fotoğraflarla süslenir. Ancak bu kalabalık ve neşeli tablonun arkasında, çocuğun yaşadığı iç dünyayı ne kadar dikkate alıyoruz?
Sünnet, çocuk açısından bakıldığında; tanımadığı bir ortam, anlamlandıramadığı bir müdahale ve kontrol duygusunun geçici olarak kaybı anlamına gelebilir. Özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklar için bu süreç, “canım yanacak mı?”, “neden oluyor?” gibi sorularla birlikte korku ve kaygı yaratabilir. Bu nedenle sünnetin yalnızca “nasıl yapılacağı” değil, “nasıl anlatılacağı” da büyük önem taşır.
Uzmanlar, çocuğa yaşına uygun ve dürüst bir dil kullanılması gerektiğinin altını çiziyor. “Hiç acımayacak” gibi gerçekçi olmayan ifadeler, çocuğun güven duygusunu zedeleyebilir. Bunun yerine, kısa süreli bir rahatsızlık olabileceği ancak anne-baba yanında olduğu sürece güvende olacağı vurgulanmalıdır. Çünkü çocuk için en güçlü güven kaynağı, tanıdık bir ses ve tanıdık bir eldir.
Son yıllarda sünnetin hastane ortamında, tıbbi standartlara uygun şekilde yapılması yaygınlaşırken; geleneksel tören anlayışı da daha sade bir forma evriliyor. Bu değişim, aslında çocuğun psikolojik ve fiziksel konforunun merkeze alınması açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Büyük kalabalıklar, uzun kutlamalar ve yoğun ilgi, bazı çocuklar için mutluluk değil, baskı yaratabiliyor.
Sünnet sonrası süreç de en az öncesi kadar önemlidir. Çocuğun duygularını ifade etmesine izin verilmesi, ağladığında “erkek adam ağlamaz” gibi kalıplarla susturulmaması gerekir. Çünkü bu deneyim, çocuğun bedeniyle ve duygularıyla kuracağı ilişkinin erken bir provasını niteler.
Belki de bugün sormamız gereken soru şudur: Sünneti yalnızca bir gelenek olarak mı görüyoruz, yoksa çocuğun hayatındaki önemli bir deneyim olarak mı ele alıyoruz? Cevap, bu süreci nasıl yaşattığımızda gizli. Çocukların hatırlayacağı şey; ne kadar altın takıldığı değil, o gün kendilerini ne kadar güvende hissettikleridir.
Ben bir anne olarak birazda bizim sünnet sürecimizden bahsetmek istiyorum.Bizim sürecimiz oğlumda bir tık saha farklıydı.Sağlık anlamında sünnet olmamız gerekiyordu.Hem yaşının daha çok ilerleyip sürecin daha zorlu olmaması, hemde farklı bir sağlık sorunu sebebiyle 2 yaşında sünnet olduk.Ben daha küçükken ilk 6 ayında olmasının daha doğru olduğunu ve uzmanlarında aslında çocuk psikolojisi açısından daha doğru bir karar olduğunu vurguladığıyla ilgili araştırmalar yaptım.Bu süreç çocuk büyümeden yapıldığı zaman hem ebeveynler hemde çocuk için daha sancısız oluyor.
Gelenek ve göreneklerimize saygım sonsuz ama ben sünnet düğününü yaptırmadım.Hiç aklımdan bile geçirmedim.Bu konu herkes için ucu açık bir olay.Bana katılan olur veya olmaz.Ama ben sünnet düğününe şöyle bakıyorum.Nasıl ki kızlar genç kızlığa ilk adımlarını attığında bir kutlama veya bir düğün yapılmıyorsa bence erkeklerinde erkekliğe ilk adımlarının düğüne çevrilmesini o kadar yanlış buluyorum.Biraz feminist bir yaklaşım gibi gelebilir ama bu ataerkil bir toplumda yaşayıp erkekliği bu kadar yüceltilip küçük yaşta çocukların kodlarına işlenmesini ve “ben erkeğim” düşüncesinin göze sokulmasının devri iyiki geçti.Devir değişti.
Toparlamam gerekirse sünnet erkekler için hem geleneklerimizde var olan, hem sağlık hemde büyüme aşamasında çok önemli bir durum.Dilerim tüm anne ve babalar çocuklarıyla birlikte bu süreci en sağlıklı ve kolay bir biçimde atlatıp “Olduda bitti maşallah” kısmına çok çabuk geçerler.